Latin Harflerine Bakışı

NUR TALEBELERİ’NİN KUR’ÂN YAZISINI KORUMA VAZİFESİ

Bediüzzaman Hazretleri’nin, Nur Talebelerini hararetle risaleleri yazmaya teşvik etmesi yalnız bu hakikatleri neşretmek için değildi. O aynı zamanda bu yolla, Kur’ân yazısının okunup yazılmasının muhafazası gayesini güdüyordu. Hatt-ı Kur’ân’ı, yani Kur’ân yazısını koruma mevzusu Risale-i Nur’da çok mühim bir yer teşkil ettiğinden ve Bediüzzaman Hazretleri’nin bu hizmete verdiği fevkalâde ehemmiyetin daha iyi anlaşılabilmesi için burada bir miktar tafsilat verilecektir.

Bediüzzaman Hazretleri, Latin alfabesinin resmen kabulünden sonra, Kur’ân harflerinin günlük hayatta okunup yazılmasının terk edilmemesi ve eskiden olduğu gibi devam etmesi için büyük bir gayret içine girerek talebelerini Kur’ân harflerine hizmet etmeye daimî sûrette teşvik ediyor, ‘Risale-i Nur’un bir vazifesi de bid’ate (Latin harflerine) karşı Kur’ân yazısı ve harflerini muhafaza etmektir’ diyerek bu vazifenin ehemmiyetine dikkat çekiyordu. Fakat Üstad Hazretleri, Kur’ân harflerine yalnız Kur’ân’ı okumak veya yazmak için ehemmiyet veriyor değildi. Onun yanında, diğer İslâm milletlerinde olduğu gibi, Türkçe okur-yazarken de bu harflerin kullanılmasını, unutulmamasını ve yaygınlaştırılmasını istiyordu.

Risale-i Nur’un pek çok yerinde, hatt-ı Kur’ân, huruf-u Kur’âniye, huruf-u Arabiye, İslâm yazısı, İslâm harfleri, eski yazı, eskimez yazı gibi tabirlerle ifade edilen bu alfabeye, Osmanlı devrinde yüzyıllarca kullanılmış olması sebebiyle, günümüzde daha çok Osmanlıca denilmektedir. Bu mevzuda Risale-i Nur’da geçen bazı mühim ifadeler:

Risale-i Nur Latinceye Karşı Kur’ân Yazısını Muhafaza Eder

Risale-i Nur zındıkaya karşı hakaik-i imaniyeyi muhafazaya çalışması gibi, bid’ata (latinceye) karşı da huruf ve hatt-ı Kur’ân’ı (Kur’ân harfleri ve yazısını) muhafaza etmek bir vazifesi iken; has talebelerden birisi bilfiil huruf ve hatt-ı Kur’âniye’yi ders verdiği halde, sırrı bilinmez bir hevesle, huruf ve hatt-ı Kur’âniye’ye ilm-i din perdesinde tesirli bir sûrette darbe vuran bazı hocaların darbede istimal ettikleri eserleri almışlar. Haberim olmadan dağda şiddetli bir tarzda o has talebelere karşı bir gerginlik hissettim. Sonra ikaz ettim. Elhamdülillah ayıldılar. İnşâallah tamamen kurtuldular.”[1]

Risale-i Nur’un Mühim Bir Vazifesi İslâm Harflerini Muhafaza Etmektir

Risale-i Nur’un mühim bir vazifesi, Âlem-i İslâm’ın ekseriyet-i mutlakasının yazısı ve hattı olan huruf-u Arabiyeyi (Arab harflerini) muhafaza etmek olduğundan, tab’ (baskı) yoluyla işe girişilse, şimdi ekser halk yalnız yeni hurufu bildikleri için, en çok risaleleri yeni hurufla tab etmek lâzım gelecek. Bu ise Risale-i Nur’un yeni hurufa bir fetvası olup, şâkirdleri de o kolay yazıyı tercih etmeğe sebeb olur.”[2]

Risale-i Nur’un Muhakkak Kur’ân Yazısıyla Neşredilmesi Lâzımdır

“Risale-i Nur’un neşir keyfiyeti de tarihte hiçbir eserde görülmemiştir. Şöyle ki: Kur’ân hattını (Kur’ân yazısını) muhafaza etmek hizmetiyle de muvazzaf olan Risale-i Nur’un, muhakkak Kur’ân yazısıyla neşredilmesi lâzımdı. Eski yazı yasak edilmiş ve matbaaları kaldırılmıştı. Bediüzzaman’ın parası, serveti yoktu; fakirdi, dünya metâıyla alâkası yoktu. Risaleleri el ile yazarak çoğaltanlar da, ancak zarurî ihtiyaçlarını temin ediyorlardı. Risale-i Nur’u yazanlar, karakollara götürülüyor, işkence ve eziyetler yapılıyor, hapislere atılıyordu.”[3]

Binlerle Genç Risale-i Nur’u Yazarak Kur’ân Yazısını Öğrenmiştir

“Risale-i Nur’dan eskimez yazı öğrenmeye gelince: Kur’ân yazısıyla olan Nur Risaleleri’ni yazmaktaki kazancımız çok büyüktür. Eskimez yazıyı kısa bir zamanda öğreniyoruz. Hem yazarken malûmat elde ediyoruz. Hem Risale-i Nur eczalarını çoğaltmakla, imana ve Kur’ân’a hizmet edildiği için pek büyük mânevî kazançlar kazanıyoruz. Hem yazılarak edinilen bilgi hâfızaya daha esaslı yerleşiyor. Bunun için şimdiye kadar binlerle genç Risale-i Nur’u yazarak Kur’ân yazısını öğrenmiş ve öğrenmektedir.”[4]

Nur Talebeleri Bütün Kuvvetleriyle Kur’ân Yazısını Muhafazaya Çalışırlar

“…hatt-ı Kur’ân’ın tebdiline (Kur’ân yazısının değiştirilmesine) karşı, Kur’ân şâkirdlerinin (Nur Talebeleri’nin) bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur’ânîyi muhafazaya çalışması aynı senededir.”[5]

Risale Yazmayı Bırakanlar İsmen Duadan Çıkarıldılar

“Bundan yirmi gün evvel, eyyam-ı mübarekeden sonra hatırıma geldi ki, vazifedarâne kalemi her gün istimal etmeyenler, Risale-i Nur talebeleri ünvan-ı icmalîsinde her yirmi dört saatte yüz defa hissedar olmak yeter diye, hususî isimlerle has şâkirdler dairesi içinde bir kısmın isimleri muvakkaten tayyedildi. Kardeşimiz Hakkı Efendi de onların içinde idi.”[6]

Kur’ân Harflerinin Kıymetini Takdir Etmeyenler Hadsiz Zarardadır

“İşte gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki: Bu hurufatın (harflerin) kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasarette (zararda) olduğunu anla!”[7]

Hazret-i Üstad Kur’ân Harflerinin Değiştirilmesine Karşı Cihad Etmiştir

“Huruf-u Kur’âniye’yi (Kur’ân harflerini) tercüme ile tahrif, tebdil, tağyir etmek (bozmak, değiştirmek); mülhidlerin (dinsizlerin) dehşetli cinayetlerine mukabil cihad eden Said, ifratkârâne ve müsrifâne tevâfukta çok tedkikatı lüzumsuz değil, mânâsız olmaz.”[8]

Bu Zamanda Kur’ân’ın Temel Taşları Olan Harflerine Hücum Ediliyor

“Suâl: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve imaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-ı hecaiyenin (tek tek harflerin) adedlerinden bahs ediyorsun. Elcevab: Çünkü bu meşum (uğursuz) zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurufuna (harflerine) hücum ediliyor ve onların tebdiline (değiştirmeye) çalışıyorlar.[9] 

Maksad Kur’ân Yazısını Muhafaza ve Dikkatleri Ona Çekmektir

“Kur’ân-ı Hakîm’i yeni bir tarzda yaz(dır)maktaki niyetimin sebebleri üçtür. [Birincisi] Hutut-u Kur’âniye’nin (Kur’ân yazısının) muhafazasına hizmettir. Çünkü gördüm ki Sözler’de tevâfukatın zuhuruyla fütura düşen müstensihlerin (yazanların) şevkini yeniledi. Gayrete geldiler. Yeni bir heves uyandı. Kendine yazanlar tekrar yazmağa başladı. Hem yüzler âdemlerin Sözler’e ve dolayısıyla hakaik-i Kur’âniye’ye karşı imanları kuvvetlendi. Hatta bir kısım dinsizler dahi o tavafukatı görüp inkâr edemedikleri için ikrara mecbur oldular. Hatta bunlardan birisi demiş: Bunları ikrar etmem fakat inkâr da edemem. Çünkü gözümle görüyorum demiş. (…)

[İkinci sebeb] Kur’ân-ı Hakîm’in meâni ve hakaikinde (manaları ve hakikatlerinde) esrar ve işârât olduğu gibi, elfaz ve hurufunda (lafız ve harflerinde) dahi çok esrar ve mezâyâ (sırlar ve meziyetler) bulunduğuna bir zemin ihzar etmek için lafzullahın binde bir sırrına işaret edecek bir tarzı yazmak ve bizden sonra gelenler inşâallah daha büyük esrarları o anahtarla açacak temennisidir. Ve nazar-ı dikkati Kurân’ın hattına çevirmek ve hakaikine ehemmiyetle baktırmak niyetidir.[10]

Nur Talebeleri Kur’ân Yazısını Kaldırmaya Çalışanları Susturmalı

“Hatt-ı Kur’ân’ın ref’ine (kaldırmaya) çalışanları susturmalıyız. Ve Kur’ân’ı unutturmaya niyet edenlerin niyetlerini onlara unutturmalıyız.”[11]

Âyetin Risale-i Nur Yazısına İşareti

“Türabın (toprağın) mânevî hassası olan mahviyet (tevazu) ve terk-i enaniyet ve tevazu ile topraktan çıkan temiz ve şüphesiz bir su ile temizleniniz.

فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَ اَيْد۪يكُمْ (Yüzünüzü ve iki elinizi meshediniz)[12] cümlesinin iması ve remzi ile o menbadan gelen nura yüzünüz ile müteveccih olup mütalaa ve istifade ediniz ve ellerinizde kalemlerle neşredip halkları sukut-ı ahlaktan suuda ve terakkiye çıkmalarına çalışınız.”[13]

Hazret-i Ali Kur’ân Yazısını Muhafaza Eden Nur Talebeleri’ne İltifat Ediyor

“Hazret-i İmam Ali Radıyallahü Anh huruf-ı ecnebiyi (ecnebî harflerini) İslâmlar içinde kabul ettirmek hâdisesi ile ulemâü’s-su’un bid’alara yardımlarından teessüfle bahsedip o iki hâdise ortasında irşadkârâne bazılarından bahsediyor ki, o Sekine olan İsm-i Âzam ile ecnebi hurufuna karşı mukabele ediyor. Ve hem ulemâü’s-su’a karşı muhalefet ediyor. İşte bu zamanda o adamlar Risale-i Nur Şâkirdleri ve nâşirleri oldukları şüphesizdir. Çünkü onlardır ki hatt-ı Kur’ân’ı muhafaza ediyorlar ve bid’akâr bir kısım ulemâlara karşı mukavemet ediyorlar.”[14]

Kur’ân Hattını Bilmemek İslâmî İlimlere Seddir

“Yeni harf ile teksir edilebilen Asâyı Musa eserini okuyan gençler, Kur’ân harfleri ile yazılmış mütebâki eserleri de okuyabilmek için kısa bir zamanda o yazıyı da öğreniyorlar. Bu şekilde birçok ilimlerin öğrenilmesine engel olan ve dinden imandan çıkarmak için te’lif edilen eserleri okumağa mecbur eden “Kur’ân hattını bilmemek” gibi büyük bir seddi de yıkmış oluyorlar.”[15]

Üstad Risaleleri Kur’ân Yazısıyla Neşrederek Kur’ân Hattını Muhafaza Etmiştir

“Böyle ağır şartlar içerisinde Risale-i Nur’u Hazret-i Üstad’ımız inayet-i ilâhiye ile te’lif edip, ekserisini Kur’ân harfleriyle ve el yazısiyle neşretmiştir. Böylelikle -aynı zamanda- Kur’ân hattını da muhafaza etmiş ve yüzbinlerle Müslüman Türk Gençleri Risale-i Nur’u okuyabilmek için mukaddes kitabımız olan Kur’ân’ın yazısını öğrenmek nimet ve şerefine nail olmuşlardır.”[16]

Çocukların Kur’ân Yazısını Öğrenmeleri Ferah ve Sürur Verir

“Sıddık Süleyman’ın mahdumu Yusuf ve merhum Mustafa Çavuş’un ve Ahmed’in oğulları gibi Kur’ân dersiyle Kur’ân yazısını ve Nurlar’ı öğrenmesi; ve Hulusi ve Hâfız Hakkı’nın Nurlar’ı şevk ile yazmaları, Barla’ya karşı benim ümidimi kuvvetlendirdiler ve derince bir ferah ve sürur verdiler.”[17]



[1]. Osmanlıca Kastamonu Lâhikası, s. 25

[2]. Emirdağ Lâhikas-1, s. 82

[3]. Tarihçe-i Hayat, s. 162

[4]. Osmanlıca Nur’un İlk Kapısı, s. 263

[5]. Osmanlıca Mektubat, s. 313

[6]. Osmanlıca Kastamonu Lâhikası, s. 36

[7]. Osmanlıca Mektubat, s. 285

[8]. Osmanlıca Kastamonu Lâhikası, s. 83

[9]. Osmanlıca Rumûzât-ı Semâniye, s. 121

[10]. Osmanlıca Rumûzât-ı Semâniye, s. 15

[11]. Osmanlıca Rumûzât-ı Semâniye, s. 20

[12]. Nisa Sûresi, 43. âyet

[13]. Osmanlıca Sikke-i Tadik-i Gaybî, s. 92

[14]. Osmanlıca Sikke-i Tadik-i Gaybî, s. 137

[15]. Şuâlar, s. 552

[16]. Tarihçe-i Hayat, s. 694

[17]. Emirdağ Lâhikası-1, s. 224

Diğer Yazılarımız

Hazırlamış olduğumuz diğer içeriklere de göz atın.

Bediüzzaman Hazretleri'nin Saff-ı Evvel Talebeleri

KASTAMONU TALEBELERİ

KASTAMONU TALEBELERİBediüzzaman Hazretleri, Kastamonu’da bulunduğu yedi buçuk sene zarfında her türlü baskı ve engellemelere rağmen, Mehmed Feyzi, Çaycı Emin, Hilmi,

Bediüzzaman Hazretleri'nin Saff-ı Evvel Talebeleri

NUR POSTACILARI

NUR POSTACILARIRisale-i Nur’un hizmet tarihi pek çok çile ve kahramanlık hikâyeleriyle doludur. Her türlü baskı ve tehdide, hapis ve zulme